Yedikule’de Tramvaylı Günler

İstanbul’da tramvay yapılması konusundaki ilk girişim; Abdülaziz döneminde meclis-i maabir (meclis muhabiri) üyesi Rüstem Bey’den gelmiştir. 14 Nisan 1868 yılında kendi buluşu olan tek raylı sistemden bahsetmiştir. Amacı uygun fiyat ile yolcu ve eşya taşımaktır. İstemiş olduğu imtiyaz kendisine verilmiş ancak tek raylı olarak öngörülen sistem uygulamaya geçirilememiştir.
Yaklaşık 1 yıl sonra Kostantin Krepano Efendi tramvay inşaatı için gerekli imtiyazı alır. Krepano Efendi, kurduğu Dersaadet Tramvay Şirketi vasıtasıyla,
zarar ve ziyanı kendine ait olmak üzere şu hatları inşâ edecektir: “Birinci Hat” Azapkapı’dan başlayarak Galata, Tophane, Beşiktaş ve Ortaköy’e; “İkinci Hat” Eminönü’nden hareketle Babıâli ve Soğukçeşme’den geçerek Divanyolu Caddesi ile Aksaray’da Yusufpaşa çeşmesine kadar gidecek; “Üçüncü Hat” Aksaray’da ikinci hattan ayrılarak Samatya ve Yedikule’ye varacak; “Dördüncü Hat” ise Aksaray’dan Topkapı’ya ulaşacaktır.
Kostantin Krepano Efendi’nin Babıali’ye ilettiği bu teklif benimsenir ve 1869 yılında mukavele imzalanır. 1870 Mart’ında şirketin hazırladığı tramvay hattı haritaları ve istimlâk planları onaylanır. Nisan ayı içerisinde de yolların düzenlenmesi çalışmalarına başlanır. Osmanlı hükümeti gerekli çalışmaları 6 ayda tamamlayarak şirkete teslim eder.
İlk aks olan “Azapkapı-Beşiktaş” hattı çalışmaları 1871’in Haziran ayında tamamlanarak deneme seferlerine başlanır. Vagonlar Viyana’dan getirilir; araçları çekecek atlar da özel yetiştirilmiş Macar katanaları arasından seçilir. “Azapkapı-Beşiktaş” hattı 31 Temmuz 1871 günü devlet ileri gelenleri, yabancı ülke elçileri, ticari ve mali çevrelerden birçok zevâtın katıldığı resmi törenle açılır.
Aynı yılın Ekim ayında, yapımı sürmekte olan “Eminönü-Aksaray” hattı tamamlanır ve deneme seferlerine başlanır. 14 Kasım 1871 tarihinde de resmen hizmete girer. Bu hattın uzatması olan “Aksaray-Yedikule” hattı ise bir yıl kadar sonra, 14 Ağustos 1872’de hizmete alınacaktır.
[yjsgimgs image="images/stories/haber_resim/tramvay/yedikuletramvay1.png" class="yjt_polaroid radiusb2" title="" link="" target="" effect="none"]
Bahçekapı’dan hareket ettikten sonra, Sirkeci, Hocapaşa semtleri üzerinden devamla Gülhane yokuşunu tırmanarak Ayasofya’nın önüne varan “31” göğüs numaralı atlı tramvay, Divanyolu ve Yeniçeriler Caddesi’ni takip ederek Aksaray makasına ulaşacak, oradan da Topkapı veya Yedikule istikametine devam edecek...İstanbul’daki ilk hatları, açılış tarihlerini ve hat uzunluğunu gösteren tablo:
|
Hattın Adı |
Hizmete Giriş Tarihi |
Uzunluğu (m) |
|
Azapkapı-Beşiktaş |
31 Temmuz 1871 |
4200 m. |
|
Beşiktaş Ortaköy |
5 Şubat 1872 |
1840 m. |
|
Eminönü-Aksaray |
14 Kasım 1871 |
3730 m. |
|
Aksaray-Yedikule |
14 Ağustos 1872 |
3600 m. |
|
Aksaray-Topkapı |
14 Ağustos 1873 |
2600 m. |
Toplam inşaat masrafı 13.785.254 kuruştur.
İşte O Tarihte Başladı “Yedikule’de Tramvaylı Günler”…
Tek veya iki katlı evlerin bulunduğu Yedikule’nin eğri büğrü dar yollarında, elinde sarı bir boru, başında keçe bir külâh:
-“Kenara çekilin tramvay geliyor” diye bağıran, elindeki boruyu öttürerek koşan, vardacının ardından zar zor, sarsıla sarsıla hareket eden atlı tramvaylar, daha önce yaya olarak gidilen mesafeleri yakınlaştırdığı için bir anda semt sâkinlerinin gözdesi oldular.
Atlı tramvayların herbirinin üçer mürettebatı vardı; “İspir” adı verilen sürücüsü iyi kamçı kullanan kişilerden seçiliyordu. Ayrıca bir “biletçi” ve gür sesli, güçlü bacaklı tramvaya yol açan “vardacı”yla birlikte ekip tamamlanmaktaydı.
İlk zamanlar yolcular, güzergah üzerinde istenilen noktadan inip binebiliyorlardı. 1880 yılında sefer süresini uzatan bu uygulama kaldırılarak mecburi ve ihtiyari durak uygulamasına geçildi. Diğer hatlarda olduğu gibi Yedikule hattının da rağbet görmesi ve iyi gelir getirmesi Dersaadet Tramvay Şirketi’nin yüzünü güldürmüştü.
1900’lü yılların başına gelindiğinde halkın tramvaylara alışması neticesinde tasarruf amacıyla vardacılar kaldırıldı. Balkan savaşının başladığı 1912 yılına kadar Yedikule’nin gözdesi atlı tramvaylar oldu. Balkan savaşı sırasında harbiye nezaretinin at ihtiyacı neticesinde tramvay şirketi elindeki tüm hayvanları orduya sattı. Yedikule ve İstanbul halkı içinde atlı tramvay devri mecburen sona erdi.
Yeni Bir Dönem “Elektrikli Tramvaylar”
Elektrik fabrikalarının kurulması, tramvay hatlarına elektrik verilmesi sonucunda, İstanbul halkı 1913 yılında elektrikli tramvaylarla tanışır. “Tünel-Şişli”, “Feriköy-Şişli” ve “Feriköy-Tünel” hatlarına 16 Ağustos tarihinde elektrik verilir. Alman, Belçika ve Fransız firmalarından alınan araçlar ile ulaşım hızlanır, yeni hatlar tahsis edilir, Galata Köprüsünden tramvay geçer ve yolcu sayısı her geçen gün daha da artar.
[yjsgimgs image="images/stories/haber_resim/tramvay/1.jpg" class="yjt_polaroid radiusb2" title="Yedikule Hisarları yıkık, dökük... Elli metre geriden hareket etmiş Yedikule-Bahçekapı tramvayı, içindeki az sayıda yolcusuyla Kürkçübaşı Hüseyin Efendi Camii’nin önünden geçiyor. İleriki duraklarda kendisini beklemekte olan yolcularını sırayla alarak, işlerine, okullarına yetiştirecek, her sabah olduğu gibi..." link="" target="" effect="none"]
17 Ekim 1914 tarihinde “Yedikule-Aksaray” arasındaki hatta da elektrik verilmesi neticesinde yeni bir macera başlar semt halkı için… Sadece Yedikule için değil, hat üzerindeki Langa, Davutpaşa, Etyemez ve Samatya sakinleri içinde aynı durum sözkonusudur.[yjsgimgs image="images/stories/haber_resim/tramvay/33Yedikule.jpg" class="yjt_polaroid radiusb2" title="" link="" target="" effect="none"]
Yedikule’den hareket eden tramvay tek veya iki katlı bahçeli ahşap evlerin önünden yavaş, aheste geçerek Samatya’ya ulaştığında yeni binen yolcuları ile biranda Türkçe, Ermenice, Rumca ve çat-pat olsa da Fransızca konuşan çok renkli insan yelpazesiyle Etyemez’e doğru tekrar hareket ederdi. Etyemez zarif konakların bulunduğu güzel bir semtti ve ismini de burada ikamet etmiş bir zâttan aldığı çeşitli rivayetlerle söylenirdi. Davutpaşa’yı da geçen tramvay bir anda salatalıkları ile meşhur Langa bostanlarının arasında bulurdu kendini. Aksaray, Beyazıt, Kapalıçarşı, Çemberlitaş, Sultanahmet, Gülhane ve Sirkeci üzerinden Bahçekapı’ya varır ve Yedikule’den kalkışından 35 dakika sonra, Bahçekapı’dan tekrar Yedikule’ye dönmek üzere hareket ederdi. Gün boyu ilk önce erkencileri işlerine götürür, sonraki saatlerde talebeleri okullarına, memurları dairelerine bırakır; gündüz emeklileri kahveye, ev kadınlarını pazarlara ulaştırır; öğleden sonra ise tam tersi hareketle semt halkını tekrar evlerine götürmek gibi tam zamanlı bir işleve sahip olurdu.
[yjsgimgs image="images/stories/haber_resim/tramvay/yedikule_caddesi_merhaba_duragi.png" class="yjt_polaroid radiusb2" title="" link="" target="" effect="none"]
Eski İstanbul semtlerini bir bütün içinde birbirine bağlardı Tramvaylar. İstanbul sokaklarının vazgeçilmez insan manzaraları sütçü, yoğurtçu, bozacı, sakatatçı ve hallaçlardı. Sokakların süsü ise, günün başlayışından bitişine kadar “çan çan” sesleri ve telâşeli tıkırtılarla her iki yönde koşuşturup duran tramvaylardı.
[yjsgimgs image="images/stories/haber_resim/tramvay/tramvay_yolcu_sayisi_grafigi.png" class="yjt_polaroid radiusb2" title="" link="" target="" effect="none"]
İstanbul’da artan tramvay yolcu sayısı neticesinde Yedikule tramvayları da zaman içinde artırılmış olup, Yedikule-Beyazıt, Samatya-Sirkeci arasında belli saatlerde takviye olarak yeni hatlar çalışmaya başladı.
[yjsgimgs image="images/stories/haber_resim/tramvay/yedikule_kale_kapisi.png" class="yjt_polaroid radiusb2" title="" link="" target="" effect="none"]
Türk Edebiyatında Yedikule ve Tramvaylar; 1920’li Yıllarda Yedikule
Yedikule kale kapısının dışında bahçeli ve havuzlu kahvenin önünden geçen yol bir toz deryası olmasına rağmen, Yedikule kahvecilerinin bülbülü olan Hazaros Efendi’nin müşterilerini hiç azaltmazdı. Yazları gölgeli ve serin olan kahve, etrafında rengarenk saksıların bulunduğu havuz başında nargile içilip, Veliefendi, Çırpıcı ve Çobançeşmesi’nden dönenlerin seyredildiği keyifli bir mekandı.
Hoşsohbet bir adam olan Hazaros efendinin müşterileri de kendisi gibi hoşsohbet adamlardı. Kahvede garsonluk yapan Garbis ve yarı aşçılık, yarı mezecilik yapan 70’lik Barba Tano’da hoşsohbet adamlardı.
Yedikule’nin içindeki kahvelerde bahçeli, havuzlu, saksılı, çiçekli ve çardaklıydı. Mesela Sotiri’nin, mesela Dimitri’nin kahveleri sıcak yaz günlerinde dehşetli para kırarlardı.
Gündüzleri en kalabalık olan kahve ise Tramvaycılar kahvesiydi. Her gün servis yapan bir çok biletçi, vatman, kontrolör ve makasçılar hep bu kahvede muhabbet ederlerdi. En renkli müşteri ise Tramvay idaresinin vatmanı İsmail’dir. Şakacılığı ile tanınan vatman her gün birilerini işletir dururdu.
[yjsgimgs image="images/stories/haber_resim/tramvay/tramvay_tarife.png" class="yjt_polaroid radiusb2" title="" link="" target="" effect="none"]
Vatman İsmail biletçisine dönerek sorar:
- Bizim yarış ne zaman?
- Cuma’ya.
- Hangi hatta?
- Eminönü-Bebek.
Kahve müşterilerinden kıranta bir adam hemen atılır:
- Ne yarışı bu?
- Tramvay yarışı beybaba.
- Tramvay yarışı olur mu?
- Basbayağı olacak beybaba, tramvay idaresi birinci gelen vatmana 100 lira mükâfat verecek hem de…
Adam inanır;
- Bugün at yarışına gitmiş idim. Cuma’ya da Bebek’e tramvay yarışına gideyim o zaman...
[yjsgimgs image="images/stories/haber_resim/tramvay/tramvay_ray_sokumu.png" class="yjt_polaroid radiusb2" title="" link="" target="" effect="none"]
Ellili yılların ortalarına gelindiğinde şehirde “imar faaliyetleri” başlar. Geniş caddeler açılması için istimlakler başlar. Geniş caddelerin açılması, motorlu taşıtlar için büyük kolaylık getirecek ama tramvayların hazin sonuna imza atacaktır. İlk etapta Çapa-Şehremini yolu üzerinde Topkapı-Aksaray arasında yıkımlar başlar, geniş bir bulvar meydana getirilecektir. Neticesinde mevcut yoldaki tramvay rayları sökülecektir.Sonun Başlangıcı… 14 Haziran 1957’de önce “Topkapı-Bahçekapı” tramvay hattının araçları Çapa’dan geri dönecek şekilde kısaltılır. Bundan bir ay sonra 12 Temmuz 1957 tarihli gazetelerde ise artık çok yakında “Yedikule” için de “o ân”ın gelmekte olduğu yazmaktadır.
[yjsgimgs image="images/stories/haber_resim/tramvay/gazete_tramvay_sokum_haberi.png" class="yjt_polaroid radiusb2" title="" link="" target="" effect="none"]
Bu haberin üzerinden çok değil, sadece beş gün geçer. Yedikule sâkinleri işlerine, okullarına gitmek için evlerinden çıktıklarında görmeye alıştıkları “adeta bir kol saati gibi dakik” tramvaylarını göremezler. Koltuklarının altındaki sabah gazetenin üçüncü sayfasının en altındaki minicik bir haberde, Yedikule’de “tramvaylı günler”in artık sona erdiği yazmaktadır
[yjsgimgs image="images/stories/haber_resim/tramvay/gazete_tramvay_sokum_haberi2.png" class="yjt_polaroid radiusb2" title="17 Temmuz tarihli 1957 Milliyet Gazetesi" link="" target="" effect="none"]
“İmar faaliyetlerinin” hız kesmeden sürdürülmesi çalışmaları kapsamında tramvay hatlarının sökülmesine de peyderpey devam edilir. Sökülen tramvay raylarının getirdiği zorunluluklar sonucu, asıl hatlar yerine geçici hatlar ile devam eden ulaşım 12 Ağustos 1961 tarihinde İstanbul’un Avrupa yakasında sona erer. Anadolu yakasında oturanlar biraz daha şanslıdırlar. 4 sene daha “Tramvaylı Günler” yaşarlar. Kasım 1966 tarihindeyse maalesef beklenen son kapıyı çalar ve tramvaylar İstanbul’un gündelik hayatından çıkarlar, geride emsalsiz hâtıralar bırakarak…
Gökhan Gül - isap.gen.tr (İstanbul Seyahat Araştırmaları Platformu)deki yazısından alıntıdır..
- Görüntüleme: 21389